Dilara Yuksel

seni sevebilirdim

Her sabah seni gülümseyerek ve öpücüklerle o erken saatte uyandırırdım.
Saçlarını okşayarak seni yatağımızdan kaldırırdım.

Her sabah kahvaltını hiç üşenmeden hazırlayabilirdim.
Moralin bozukken kendimi binbir şekle sokup seni eğlendirebilirdim.
İçkini ben döker,sigaranı ben yakabilirdim.
Çamaşırlarını yıkar ,ütüler, katlar, senin için nefis yemekler yapabilirdim.
Beraber playstation yada tavla oynabilirdik.
Sokaklar bizim olabilirdi.
Akşamları balkonda yıldızları seyredebilirdik.

Sen duştan çıkardın ben saçlarını kurulardım.
Dudaklarını öper,öper ve öperdim.
Kokunu içime çekerdim.
Beraber sarılıp uyuyabilirdik.
Sen uyurken sana sımsıkı sarılıp saatlerce seni izleyebilirdim.
Ve bu bütün ömrümüzce böyle gidebilirdi..

Seni sevebilirdim..

Seni çok iyi sevebilirdim.

Ama sen izin vermedin..

ask ask ask…

Aldım elime kahvemi ,açtım önüme resmini aşk nedir diye düşündüm kendimce.bence insan iyiyide kötüyüde kendi kendine yapar,nasıldır ki iyiyi yapınca gururlanırız ben yaptım deriz, kötüyü yapıncada suçu hep karşıdakine atarız çünkü biz insanız ,çünkü biz nankörüz ,biz doyumsuzuz.

aşk acısı mı çekiyoruz? sonuna kadar ,iliklerimize kadar.yemeden içmeden keseriz kendimizi , uyumayız , gülmeyiz belkide ağlamayız (ki en kötüsü ağlayamamaktır). ve tabiki bende yaşıyorum bunların hepsini,hem çok büyük bi aşk hemde karşılığında hüzünleri koyuyorum ceplerime.onun gibisi yok diye düşünüyorum sanki beni dünyada sadece o mutlu edebilir o güldürebilir.sanki onsuz nefes alamazmışım gibi,sanki telefonumu açmayınca ölmüş gibi ,sanki yanından ayrılınca ilişkimiz bitiyo gibi onun attığı mesajlar telefon konuşmalarımız falan hak getire.o yanımda yoksa cehennemi dünyada yaşıyorum sanki.

ama o yanımdayken hayat bana bi başka güzel.gökkuşağının tüm renklerini önüme koysalar ucunda altınlar var git al hepsi senin deseler yine gitmem.onsuz hiçbi yere gidemem.

yanımda yatınca gözümü kırpmadan onu izlemelerimi,uykusunda onu sevmelerimi öpmelerimi, horlayınca ”aşkııımm yan yat hadi” demelerimi ,sabah erkenden uyanıp televizyonda bişey bulamayıp onu uyandırma çabalarımı,elim altında kalınca ses çıkarmayıp uyuşmasını hatta hissetmeyinceye , kangren oluncaya kadar rahatsız olmasın diye beklemelerimi, bana sarılınca nefes alamasam bile söylemeyip öylece durmamızı ,göğsüne yatıp benim için atan kalbini dinlemeyi,onu kimseyi daha önce öpmediğim gibi dakikalarca büyük bi aşkla büyük bi zevkle öpmeyi, kucağıma yatmasını, saçlarıyla oynamayı (ve sayfalarca yazabileceğim birçok şeyi) aşkla yapıyorum. bazen düşünüyorum şu küçücük kalbime bu kocaman aşk nasıl sığıyor diye ıı ıhh yok bulamıyorum cevabını.

bazende beni düşünüyo ”o ayakkabı vurmuştu ayağını dün ,çorap giy aşkım” ne biliyim ”üstüne bişey giy hadi hasta olucaksın” hıı bide ”kafanı iyice sar şu battaniyeyle yeni banyo yaptın ıslak ıslak çıkma balkona üşütürsün” demeleri beni öyle mutlu ediyo ki, içimden mucize diyorum bu adam bir mucize.Allahın bana gönderdiği bi şans, bi hediye.

ve sonrasında bi korku, bi herşey biticek , sevgimiz tükenicek, beni bırakıp gidicek, şimdi övünerek yazdığım şeylerin hiçbirini yapamicam diye bi hadsiz düşünce sarıyo beynimi.gitmesin diyorum içimden, gitmesin beni bunlardan mahrum bırakmasın onsuz bir anım geçmesin bir dakikam yaşanmasın.

sonrada hayattaki en büyük acıyı aşk zannediyorken ölümü düşünüyorum.ölümde var diyorum, ölebilirizde her an yada ölebilirsiniz her an. her anımızı dolu dolu yaşamak varken o kadar iyi anların iyi anıların arasına düşmüşken neden ayrılığı yada bırakıp gitmeleri düşünürüz ki? neden biliyomusunuz çünkü insanoğlu mükemmeliyete inanmaz her işte bi kusur arar,herşey yolundayken mutlaka bi pürüz bulur.yok ama bu sefer bi pürüz yok bu sefer ters giden hiçbişey yok.

ben mükemmeliyete inananlardanım.

çünkü ben mükemmelimi buldum.

ve mükemmel bir hayat sürüyorum.

bilginize.